Symfony 2: Setting Cookies

Symfony 2 is great but it’s not well documented yet and there is no documentation about cookie handling as well.

After a few code digging I’ve found the solution. As we know, basically, cookies are just HTTP headers and you can get them from requests or send with responses.

Symfony\Component\HttpFoundation\Response class has a public property named headers and its type is ResponseHeaderBag and ResponseHeaderBag has a method named setCookie. Voilà!

Now we can set cookies like this:

//in controller

$response = new Response();

$response->headers->setCookie(new Cookie(‘cookie_name’, ‘cookie_value’));

return $this->render(‘template_path’, array(..template_parameters…), $response);

///

As you can see setCookie method needs a Cookie object as parameter and it’s located in Symfony\Component\HttpFoundation. You can create a cookie object like this:

new Cookie($name, $value = null, $expire = 0, $path = ‘/’, $domain = null, $secure = false, $httpOnly = true);

That’s it!

Symfony 2: Getting Current Route in Twig

Twig: {{ app.request.attributes.get(‘_route’) }}

Php: $app->getRequest()->attributes->get(‘_route’)

Controller: $this->container->get(‘request’)->attributes->get(‘_route’)

Javascript: Remove Element From Array

var myArray = ['foo', 'bar'];
var elementIndex = myArray.indexOf('bar'); // Finding index of the element we want to remove 

if (elementIndex != -1) {
    myArray.splice(elementIndex, 1);
} 

console.log(myArray);

Disabling Django CSRF protection for some views

from django.views.decorators.csrf import csrf_exempt

@csrf_exempt
def my_view:
return Httpresponse(“hello world”)

Python Cheetah NameMapper.NotFound Error

Google’da bununla ilgili adam gibi sonuç çıkmıyor bu nedenle yazıyorum, blog’a uzun zamandır yazmadığımdan değil yani. :|

If NameMapper can not find a Python value for a Cheetah variable name, it will raise the NameMapper.NotFound exception. You can use the #errorCatcher directive (section 10.2) or errorCatcher Template constructor argument (section 4.1) to specify an alternate behaviour. BUT BE AWARE THAT errorCatcher IS ONLY INTENDED FOR DEBUGGING!

To provide a default value for a placeholder, write it like this: $getVar(‘varName’, ‘default value’). If you don’t specify a default and the variable is missing, NameMapper.NotFound will be raised.

Devamı: http://irt.me/jFd

Sigara Yasağı

Bugün ilginç bir olay geldi başıma. Öğle yemeğindeydik, Ataşehir’de ufak bir alışveriş merkezinde.

Hesabı ödemeye gittiğimizde bir garsonla bir kızın arasında geçen dialoğa şahit olduk. Kız sigara içemediği için adama serzenişte bulunuyordu. Adam da gayet içten ve samimi bir şekilde:

- Hükümet sizi düşünerek çıkardı bu yasayı, ne yapsalar yaranamıyor adamlar.

diyerek takıldı kıza. Kız da:

- Böyle düşüneceklerse hiç düşünmesinler bi’ zahmet.

diyerek yanıt verdi adama.

Ben de sigara düşmanı olmayan ama sigara içerek başkalarının sağlığına zarar verme hakkını kendinde görenlere kıl olan birisi olarak lafa girme hakkını kendimde görüverdim bir anlık refleksle…

- Sizin için çıkarmadılar zaten…

İnsanları gruplandırmayı pek sevmem ama “Ticky” olarak tanımlayabileceğimiz bu kız arkadaşımız 7-8 gündür traş olmayan sakallı beni -hele bir de “siz, biz” olayına girmişken- görünce “karşı” taraftan olduğumu düşünmüş olacak ki  savaş baltalarını çıkarmaya hazırlanırcasına surat ifadesini değiştirdiğinde tekrar lafa girme ihtiyacı hissettim:

- “Biz”, yani sigara içmeyenler için…

The Life Aquatic with Wes Anderson

Biraz geç de olsa izlemek istediğim son iki Wes Anderson filmini de izledim geçen hafta. The Darjeling Limited, The Royal Tenenbaums ve Bottle Rocket‘ı izledikten sonra fazlasıyla etkilenmiştim bu adamın tarzından. The Life Aquatic with Steve Zissou ve Rushmore izledikten sonra da bu kanaatim iyice sağlamlaştı. Wes Anderson filmlerine geçmeden önce kendisiyle ilgili birkaç detay vereyim.

1969 yılında Texas’ta doğan Wes Anderson’un gerçek adı Wesley Wales “Wes” Anderson. Wes Anderson gibi biri için ne kadar önemli emin değilim ama The Royal Tenenbaums ile bir Oscar adaylığı var. Çok yakın dostu Owen Wilson ile üniversite yıllarında tanışıyorlar ve birlikte Bottle Rocket’i çekiyorlar. Rushmore filmine ismini veren Rushmore lisesi aslında Anderson’un da okulu olan St. John’s School.

Wes Anderson filmlerini genellikle aynı oyuncularla çekiyor. Bu özelliğiyle Owen Wilson ve Luke Wilson kardeşlere ve de Jason Schwartzman‘a hayranlık beslememe vesile olmasının yanında “Bill Murray Gerçeğiyle” doya doya yüzleşmemi de sağladığı ortada. Ve son olarak Anderson filmlerinde seçtiği müziklerle de adından her zaman söz ettirmesiyle de biliniyor.

Şimdi Wes Anderson filmlerinden kısaca bahsedelim…

Bottle Rocket:

Aslında 2 tane Bottle Rocket var. İlki 1994 yılında senaryosunu Owen Wilson ile birlikte yazdıkları kısa film olan Bottle Rocket. Bu kısa filmi kullanarak 1996 yılında aynı hikayenin uzun metrajlı versiyonunu yapıyor. İçerisinde arkadaşlık ilişkilerini, aile içi ilişkileri ve aşkı Wes Anderson absürtlüğünde bulabileceğiniz ilginç bir “hırsızlık” filmi. Kişisel olarak en sevdiğim Wes Anderson filmleri arasında.

Rushmore:

1998 yapımı Rushmore’un senaryosunu yine Owen Wilson ve Wes Anderson birlikte yazmışlar. Film Rushmore lisesinin tek burslu öğrencisi olan Max Fischer’ın aynı okulda öğretmenlik yapan Rosemary Cross’a aşık olması ve o sıralarda arkadaş olduğu Herman Blume ile arasında geçen hikayeyi anlatıyor. Max dersleri dışında herşeyle ilgilenen -aslında- yetenekli bir çocuk, okuldan mezun olmaksa neredeyse tek kabusu. Rosemary  1 yıl önce kocasını kaybetmiş “yalnız” bir kadın. Mr. Blume ise evli, 2 çocuk babası, Vietnam’da ön cephede savaşmış varlıklı bir adam. Görünüşte mutlu olmasını beklediğimiz bu adam aslında Rosemary’nin değimiyle kendisinden bile nefret eden, hayattan umduğunu bulamadığını düşünen birisi.

The Royal Tenenbaums:

2001 yılında çekilen filmin senaryosunda yine Wes Anderson’u Owen Wilson ile birlikte görüyoruz. Hemen belirteyim beni en çok etkileyen ve en çarpıcı bulduğum Wes Anderson filmidir The Royal Tenenbaums. Richie Tenenbaum’un intihar sahnesini gözümü kırpmadan, kalp çarpıntısıyla nasıl izlediğimi hiç unutmayacağım sanırım.* Tenenbaums ailesi çoluklu çocuklu geçmişte çok başarılı olmuş ve herkes tarafından tanınan bireylerden oluşan bir aileyken zamanın onlara sadece başarısızlık, mutsuzluk ve hayal kırıklığı getirişini anlatan bir hikaye The Royal Tenenbaums. İzlenmesi gereken Wes Anderson filmleri arasında ilk sıraya rahatlıkla koyabilirim bu filmi.

The Life Aquatic with Steve Zissou:

Son zamanlarında iyice çaptan düşmüş olan ve artık iyi işler çıkaramayan efsanevi deniz araştırmacısı ve belgesel yapımcısı Steve Zissou’nun son derece umutsuz bir şekilde daha önce hiç görüntülenememiş Jaguar köpek balığının peşinde gidişi ve bu sırada yıllar sonra varlığından haberdar olduğu (ya da başından beri haberdar olduğu) oğlu Ned Plimpton ile arasında bir türlü kurulamayan baba-oğul ilişkisi üzerine zaman zaman komik zaman zaman duygusal seyreden bir film. Filmin senaryosunu Wes Anderson, Noah Baumbach ile birlikte yazmış.

The Darjeeling Limited:

Bahsedeceğimiz son film 2007 yapımı The Darjeeling Limited. Birbirinden uzak ve çok farklı üç kardeşin babalarının ölümü üzerine Hindistan’da yaptıkları uzun bir tren yolculuğunu ve bu yolculuk esnasında birbirlerini tanımaya başlamalarını anlatan bir film. Film Türkiye’de “Küs Kardeşler Limited Şirketi” gibi enteresan bir isimle yayına girmişti. Filmde standart Wes Anderson oyuncularının yanı sıra Adrien Brody‘yi de görüyoruz.

francisforcoppola

Francis Ford Coppola kızı Sofia 1979 yılında Apocalypse Now için Cannes Film Festival’inde.

The Life Aquatic with Steve Zissou (2004)

* Spoiler: The Royal Tenenbaums, Richie Tenenbaum’un intihar sahnesi: http://irt.me/i1X

3 adımda tarihten ders almak!

1492: Yahudiler İspanya’dan kovuluyorlar ve dönemin Osmanlı Sultanı II. Beyazıt İspanya’ya gemiler gönderip binlerce yahudiyi İstanbul’a getiriyor. Kısa zamanda bu yahudiler -anti-semitizm açısından Avrupa’nın hiçbir yerinde bulamayacakları kadar rahat yaşayacakları- Osmanlı topraklarına yayılıyorlar, özellikle de balkanlara…

1870: Bulgaristan halkı bağımsızlığını kazanmak için Osmanlı’yla savaşırken en büyük desteği bu yahudilerden görüyor.

1941: Bulgaristan’da iktidardaki faşist hükümet Nazi Almanya’sıyla işbirliği yapıyor; ardı ardına milliyetçi ve anti-semitist yasalar çıkarıyor ve nihayetinde hepimizin bildiği şeyler onların da başına geliyor…

Çakma Blogcular, Altın Örümcek Saçmalığı vs. vs…

Dün Altın Örümcek ödülleri dağıtıldı. Ben de geçtiğimiz yıl sonunda Mingus’tayken yapmış olduğumuz photoshopmagazin.com sitesi dereceye girdiği için oradaydım.

Organizasyonun ciddiyeti ve güvenilirliği konusunda şüphelerim olduğunu beni tanıyanlar zaten bilirler. Oraya giderek buna kendi gözlerimle tanık olmuş olmak açıkçası egoma çok iyi geldi.

İlk olarak şunu söylemeliyim ki hayatımda bu kadar çok ödül dağıtan bir yarışma daha görmedim, bundan sonra da göremem herhalde. En iyi banner kategorisi nedir Allah aşkına?

Biz çok mu safız merak ediyorum. Oraya, “dereceye girdiniz” diye davet edildiğimizde dereceye girmekten ilk üçü mü yoksa ilk beşi mi kastediyorlar onu bile bilmiyorduk ki kaçıncı olduklarını çok öncelerden bilenler olduğunu biliyorken…

Konu açılmışken kim ne giymiş ne giymemiş diye bakınırken kıyafetlerle ödül kazanma ihtimali olanlar arasında bir bağlantı kurmaya çalıştım. Kökenlerinden kaynaklanıyor olsa gerek; “Kraliçe” edasıyla dolaşanlar gördüm. Duruşlarıyla, kıyafetleriyle, neşeleriyle “Ha ha siz bilmiyorsunuz ama ben bu gece birinci oldum” der gibilerdi…

Kimseye şirin gözükmeye çalışmak gibi bir kaygım hiç olmadı bugüne kadar. Bu nedenle açık olacağım. Bu internet camiasında (?) beni inanılmaz rahatsız eden kişiler var. Ben blogcu falan değilim, aklıma estikçe yazarım yazmam ama yazılarını, kendilerinin yazdıklarından bile şüphe ettiğim “Çakma Blogcular” var ortalıkta ve bunlar o kadar pişkinler ki ödül alacaklarını en başından beri bildikleri halde “İnanın başarın, ben başardım” nutukları çekebiliyorlar orada burada…

Gelelim ödüllere… Daha önceki duyumum dereceye girenler arasında pm ile birlikte Akbank ve Teb’in projelerinin bulunduğu yönündeydi. Bu nedenle nasıl olsa birinci olamayacağız modunun vermiş olduğu rahatlıkla biramı yudumluyor ve dakikaların geçmesini bekliyordum başından beri…Taki en iyi içerik paylaşım sitesi kategorisinde vidivodo.com birinci olduğunu görene kadar.

Şimdi soruyorum bu sitenin izlesene.com’dan, akilli.tv’den hatta youtube’den, dailymotion’dan ne farki var? Nedir onu birinci yapan? Paylaşılan videolar daha mı komikmiş ya da daha mı hızlı yükleniyormuş, ya da ne bileyim player’ının butonları daha mı güzelmiş? Biri bana açıklasın lütfen.

Şimdi iki adet ekran görüntüsünün linkini veriyorum en “iyi” içeriği kim paylaşıyor karar sizin…

1. link
2. link

Bir de…O sunucu neydi öyle? O espri yapmaya çalıştıkça ben sinir oldum.

Hep memleketteki sansürden ve yasaklardan bahsediyoruz ama…